www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws

SENİ SEVİYORUM...!! - Blogcu



SENİ SEVİYORUM...!!

3/12/2007 - Ne güzeldir birine ' İyi ki Varsın' Diyebilmek..

Ne güzeldir birine ' İyi ki Varsın' Diyebilmek..


Ne güzeldir birine ' İyi ki Varsın' Diyebilmek..
Bu ' biri' hayatınızdaki o boşlukta iyilerin derinliğini
bırakmıştır.Bıraktığı derinlik de,
devamında iyi damlalarını ardından getirmek de

 gecikmeyecek ve
'İyikiler' denizini oluşturacaktır.


Bu deniz berraktır.Ayaklara batacak çakıldan ıraktır.

Ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibi
aynı mavilikte olacaktır.
Bu deniz sukundur.Sizi fırtınalarında savurmaz.

Başka denizlerdeki
fırtınaların önceden habercisidir.


Onu izlerken dalıp gidersiniz hayallere,

ama şu anki gerçeklerle..
Bu deniz Filizdir.Yeşilinin taze kokusu,yeni

doğuşların müjdesidir.


Emekle beslenir,meyveleri
cesit cesit renk renkdir.
Bu deniz paylaşımdır. Lokman ağzındayken, kursağı

boş olanları dusunmektir. 'Ne fark eder ki' deyip

gecmemektir.Binlerce deniz yıldızı sahile vurduğunda,

'hangi birini okyanusa geri göndereceğiz'
dememektir.

Bir tanesi icin bile cok sey fark ettigini bilmektir..

Bu deniz ' Sevgi' dir.. Her harfinin hakkını vererek

söylemek,değerini bilerek yaşamaktır.
Sozde degil Ozde Sevmektir...


Bu gün kaç kişiye ' İyi ki Varsın ' dediniz..
Hayatlarımıza zaman eklenirken,Zamanlarımıza

 hayat eklemeyi unutmayalım...

 

 

 


 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/12/2007 - KaDeRiM...

Image Hosted by ImageShack.us

 

Herhangi bir sayfaya yazılmış gibi kaderim...
Başlangıç cümlesi belli...

Öznesi yok... İçinde ben yokum...
Yaptığımız iş belli... Yüklemi sevda...


Her hangi bir sayfaya çizilmiş gibi sevdamız...
Renkleri mat... İçinde hiç bir yaşam ibaresi yok...
Ben yokum bu sevdanın resminde...
Sen zaten hiç olmadın ki...


Artık seni bulamıyorum düşlerimde...
Ne eskiden gizlendiğin satır aralarında geliyorsun...
Ne zihnimde yüzü olmayan resminin hayali kaldı...
Hayalini bile kuramıyorum...


Hayallerin köreldi kaldı sensizlikte...
Bir avuç umut vardı içimde sana dair...
Şimdi ne sevda kaldı içimde...
Ne sana dair umutlarım kaldı...


Kalemimden sen akardın eskiden...
İçi seninle dolardı şiirlerimin...
Renkleri yüreğinle kaplı resimlerim vardı...
Gidişin sildi zihnimde herşeyi..


Kalemim seni yazamaz oldu...
Umudum sana aldanmaz oldu...
Yalnızlıktan taş tutmuş yüreğim...
Ne sana, ne sevdaya kanmaz oldu...

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/12/2007 - Aldırmıyorlar...!!!

 

 

Utanmıyorlar...!!!
Aldırmıyorlar...!!!



Seviyorum ben...
Ama sevmek,
Öylesine zor ki buralarda
Yücelmek için ellerini ver diyorum,
Çekiniyor...

 
Küflü çağlardan sinsi bir el
Büyük korkularla çekiyor sevgiliyi
Sevgi olmasa ,ne olurdu diyorum
Bilemiyorlar..!

 
Kahroluyorum toplumsal korkularla,
Yaşamı zehrediyor,insan insana.
Yaşamak diyorum,
Sevmek,sevilmek diyorum,
Bilemiyorlar..!

 
Kaçmak mı lazım.?
Yoksa kaybolmak mı korkularında
Avutmak mı kendimi
Bilemiyorum..!


Ayrıl diyor deli gönül,
Ve ölmek diyor utancım.!
 
Ama ben...
Seviyorum tüm insanları
Güzelliklerle dolu bu dünyayı,
Seviyorum sevgiliyi,yaşamayı...
 
Ne olur...
Birazcık utanın diyorum,
Utanmıyorlar...!!!
Sevmek,sevilmek diyorum,
Aldırmıyorlar...!!!


CeReN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/12/2007 - _Seni Seviyorum demekle iş bitmiyor_

_Seni Seviyorum demekle iş bitmiyor_

 

 

 

 



 


 

 

Gitmiştin....
Yanında benliğimin bir parçasını alıp,
Yüreğimi ise yarım bırakıp,
Elveda demeden çekip gitmiştin.

 


 


Başarmıştın....
Geceleri uykumu bölmeyi,
Aklımdan çikmamayı,
Uzakta olduğun halde beni ağlatmayı başarmıştın.

 


 


Göstermiştin...
şerefsiz birinin nasıl oldugunu,
Hırçın tarafını,
Gözlerinde yalan söyleye bildiğini göstermiştin.

 


 


Demiştin...
Seni seviyorum diye,
Sonsuza kadar senleyim,
Korkma hep yanındayım demiştin.

 


 


Anlamıştım...
Herkese güvenilmedigini,
Insanların iki yüzlü ola bildiğini,
Seni seviyorum demekle işin bitmediğini anlamıştım.

 

 


 


  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/12/2007 - nErEyE GiDeRsİn sEvDiĞiM...!!

 

Nereye gidersin sevdiğim…


Hatırlamak için harcadığımızdan çok daha fazla çabayı unutmak

 için harcıyoruz herhalde.


Unutmak…
Çaresizlerin, fırtınalar arasında, bir gün oraya ulaşmanın

düşünü kurdukları o acıklı sığınak.Hayatımıza girenleri ya da girmek

 için kapılarımızı zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak.


Geçmişi, o geçmişi yaşayan parçamızla birlikte çıkartıp atmak

 içimizden, atılan her parçayla birlikte içimizde bir boşluk

kalacağını bilerek yapmak bunu.
Ya da yaşanacak birşeyler vaat edenleri, bir gün onları da

unutmak zorunda kalacağımızı düşünerek, daha baştan unutmaya çalışmak, geçmiş gibi

gelecekten de parçalar ayıklamak.


Geçmişimiz ve geleceğimizle bir kazı yerine çevirmek hayatımızı.
Nasıl bir öğüt vermeliyiz kendimize?
“Unut “ mu demeliyiz?
Sana zevk vermiş olanları ve zevk vaat edenleri unut.


Hiçbir zaman yekpare bir kıta olamayıp birbirine köprülerle bağlı

yüzlerce, binlerce küçük adacıktan oluşan hayatın parçalarını

birbirine iliştiren köprüleri yakmalı mıyız?

Hafızamızın en çok dönmek istediği, en çok özlediği adacığı mı,

köprülerini yıkıp, hayat haritamızdan silmeliyiz?
Geçmişimizde en çok özlediğimiz mi en çok unutmaya çalıştığımız?
En unutulmaz olan mı en unutulmak istenen?


Ya da geleceğimizde en fazla zevk vaat eden mi, köprüsünün

başında en uzun oyalanıp gözlerimizi kapayarak, belki ben

gözlerimi açana kadar, ışıklarıyla beni

çeken o adacık aklımın haritasından silinir

diye beklediğimiz?


Hatırlamak için harcadığımız çabadan çok daha fazlasını

 unutmak için harcıyoruz.
Unutabiliyor musunuz bari?


Hayatınıza kazdığınız o çukurların etrafından dolaşıp

 geçebiliyor musunuz?
Bir zamanlar bütün dünyayı birbirine katan o şarkıyı

dinlediğinizde, sorulan sorunun cevabını verebiliyor musunuz:
“Nereye gidersin sevdiğim, yatağında yalnızken? ”


Nerelere gidiyorsunuz yalnızken yatağınızda? En çok gitmek

ve en çok kaçmak isteğiniz yere mi?
Geçmişte en yakınınız olmuş olan”şimdiki yabancıyı” ya da

gelecekte en yakınınız olabilecek “şimdilik yabancıyı” hafızanızın derinliklerinden söküp uzak sürgünlere gönderdiğinizde

onunla birlikte giden birşeyler olmuyor mu?


Her “unutuş” bir “eksiliş” gibi gelmiyor mu size?
Unuturken eksilmiyor musunuz?
Ve korkmuyor musunuz, sımsıkı kapadığınızı sandığınız o

sürgün kapıları bir gün aniden açılıverecek, sürgünleriniz, “nerelere gittiğinizi”hiç söyleyemeyeceğiniz

yalnız yataklarınıza gülümseyerek geliverecekler diye?


Ansızın geliveren bir zarftan çıkan Haydar Ergülen’in

yanına mavi çarpı atılmış şiirindeki mısralardan haberdar mısınız:
“Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır”
Acıyor mu gözleriniz, göze alamadığınız yakınlıklardan?


Geçmişe ya da geleceğe doğru uzanan kaç köprü yaktınız bugüne

dek; hayatınızın haritasını çizerken kendi ellerinizle, sevgiyle,

gülümseyişle, sevişmeyle denizlerinize kondurduğunuz kaç

adanın, unutuluşun depremleriyle suların derinliğine

battığına tanıklık ettiniz?


 

Kaç adayı batırmak için kaç deprem yarattınız, bir adanın

üstünü kapatsın diye depremlerinizle yükselttiğiniz o dalgalar,

o adayla birlikte daha başka neler

yuttu sizden?


Yıllar sonra bütün bu depremleri yarattığınız için

 affedebilecek misiniz kendinizi?“ ve gözleri ancak gözler

bağışlayabilir,öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak”
Acıyor mu gözleriniz?


Gözlerinizi bağışlayacak “öbür” gözleri aramıyor musunuz?
Unutulanlar arasında en zor unutulanı olan o gözleri

aramıyor musunuz?
Kim bağışlayacak gözlerinizi, kim bağışlayacak?
Kim bağışlayacak bu unutuşları?


“sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim”
Hatırlamak için harcadığımız çabadan çok daha fazlasını

unutmak için harcıyoruz
Bize zevk verenleri ya da zevk vaat edenleri unutmak, onları

aklımızın haritasından silmek için.


Unutuyoruz, her unutuşta biraz daha eksilerek.En hatırlanacak

olanları unutmak derin sürgün yaraları açıyor içimizde.

Ve biri soruyor bize şarkılar söyleyerek: ”


“Nereye gidersin sevdiğim, yatağında yalnızken”
Geçmiş köprüleri yakıyor, geleceğe uzanan köprülerin başında,

o gelecek de kaybolsun diye bekliyoruz, geçmişi unuttuğumuz

gibi geleceği de unutmaya çalışıyoruz.

Zevk veren ve zevk vaat eden her şeyi unutmak için

çabalayıp duruyoruz.
Gözlerimiz unutmaktan ve ayrılıktan acıyor.
“biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde.”


Bu sessizliği kim bıraktı size?
Gözleriniz birbirine değmiyorsa gecenin iki şehrinde bunun

suçu kimde,neden değmiyor gözleriniz?

Neden tek sözcük bile yok o konuşkan gözlerde?
Geçmiş… Olan her şeyi biliyor ve unutmak için kıvranarak unutuyorsunuz.


Gelecek… Olacak her şeyi tahmin ediyor ve kıvranarak

unutmaya uğraşıyorsunuz.

İki ucunu birden yıkıyorsunuz köprünüzün.Nereye gider bu

köprüler, kendi eksilmişliklerinizden başka?
Ve sen nereye gidersin sevdiğim, yatağında yalnızken?


“İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin.”


Belki de hatırladıklarımızdan ziyade unuttuklarımızı taşıyoruz

şehirlerden şehirlere, ”göze alamadığımız bir şehir” yerine her şehirde, yalnız yatağımıza yattığımızda unuttuklarımıza gidiyoruz.


Hatırlamak için harcadığımızdan daha fazlasını unutmak için

 harcıyoruz.
Ve bir şehirde unuttuklarımızı her şehirde hatırlıyoruz.
Yekpare bir kıta değil çünkü hayat, adacıklardan oluşmuş

dantelli bir harita ve unutmayla hatırlamanın med cezirlerinde,

silindiğini sandığımız bir ada

birden çıkıveriyor ortaya.Her şehirde çıkıyor.


Unutmaya çalıştıklarınız zevk verdi çünkü, unutmaya

çalıştıklarınız zevk vaat etti çünkü size.
Unutmak, yaşanmış ve yaşanacak olanları yok etmek, silmek,

haritanızı derin boşluklara koyu lacivert noktalara

boyamak ve eksilmek istiyorsunuz.


Unuttukça eksiliyorsunuz.


Eksiliyorsunuz, ama unutabiliyor musunuz?
Gözleriniz acımıyor mu gerçekten?
Gözlerinizi bağışlayabildiniz mi?
Peki şu şarkıyı dinliyor musunuz?
“Nerelere gidersin sevdiğim, yalnızken yatağında? ”

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

KanLıKeFeN

SöyLedikLerimDeN ÇoK SakLaDıkLarımDa SakLıYıM..Ve GözLerinDe GizLiYiM..ßeni anLamak İçiN KonuştukLarımDan ÇoK SustukLarıma CevaP VeriN..akLıM Sukutu SeveR ßenim..Çünkü ÇoK aĞıR ÖdeştiK HayatLa..ßen Sonu öLüm oLan YerLerden Geçtim Uç NokTaLar Koymaz ßana..!!!! >ALışma baNa;Ne yapacaqım beLLi oLmas,buqun varım yarın ßirden yoq oLurum.. >DokuNma ßaNa;Kapanmamış yaraLarLa doLuyuM,,Canımı acıtma bir Yarada sn Açma.. >Sevme ßeNi;Yoqun duyqularımda kayboLursuN..Tutuştururum... >İsteme ßeNi;YasakLarLa ß

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
myspace layouts

KanLıKeFen_Mp3

KanLıKeFeN_VİDEOLAR

<%VİDEOLAR%>

GİT HADİ

GÖRMEZ OLSUN

KENDİNE İYİ BAK

SUS VE DİNLE

SENİ SEVDİĞİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM

KANLI KEFEN

İNTAHAR ETMEDEN ÖNCE SÖYLEDİĞİ SON ŞARKI

12 YAŞINDAKİ KIZIN SESLENİŞİ

NE OLUR GERİ VER KALBİMİ

YUSUF HAYALOĞLU HANGİ AYRILIK

BEDİRHAN GÖKÇE BU GECE

BEDİRHAN GÖKÇE BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE

BEDİRHAN GÖKÇE SOL YANIM ACIYOR ANNE

MURAT KIZGIN AZRAİL BEKLER BENİ

UĞUR BAŞ ÖLÜME BEŞ KALA

KIRIK GİTAR GÖZLERİME ÇİZDİM SENİ

Arkadaşlarım